Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ABD ile diyalog kapısını araladı ancak bu çağrı, egemenlik ve iç işlerine karışmama prensipleriyle birlikte, ülkesine uygulanan acımasız petrol ablukasına karşı duruşu da içeriyor. Diaz-Canel, ABD’nin ‘boğma politikasına’ rağmen direneceklerini ve çetin sınavdan geçtiklerini dile getirdi.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ülkesinin televizyon kanallarından birinde yaptığı açıklamalarla dünya gündemine oturdu. Özellikle ABD ile son dönemde buz kesen ilişkilerin ortasında, Washington’a uzlaşma sinyalleri gönderdi. Diaz-Canel, iki komşu ülke arasında medeni ve karşılıklı faydaya dayalı bir ilişki kurma arzusunu dile getirirken, önemli bir koşulun altını çizdi: “Egemenlik ve kendi kaderini tayin hakkına saygı temelinde ABD ile diyaloğa hazırız.”
Küba lideri, ABD hükümetiyle görüşülebilecek birçok başlığı işaret etti. Göç meseleleri, güvenlik işbirliği, uyuşturucu ve terörle mücadele gibi hassas konuların yanı sıra, çevre ve bilimsel işbirliği gibi alanlarda da diyalog kapısının aralık olduğunu belirtti. Ancak bu görüşmelerin olmazsa olmaz şartı yine aynıydı: “Ülkemizin iç işlerine müdahale edilmemesini şart koşuyoruz.” Bu vurgu, Küba’nın kendi kaderini belirleme konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Diaz-Canel, ABD’nin Küba’ya yönelik “artan saldırganlığı” karşısında boş durmadıklarını, kapsamlı bir savunma planı hazırladıklarını da duyurdu. Lider, “Bir saldırıya karşı hazırlık yapmak, her egemen devletin temel görevidir. Çetin zamanlardan geçeceğiz, özellikle bu dönem bizler için bir hayli zorlu olacak,” sözleriyle ülkesinin karşılaştığı güçlüklere rağmen pes etmeyeceğini vurguladı.
Konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden biri, ABD’nin Küba’ya uyguladığı acımasız petrol ablukasıydı. Diaz-Canel, geçen aralık ayından bu yana dışarıdan tek bir damla dahi yakıt alamadıklarını ifade etti. “Bir büyük gücün, küçücük bir ülkeye karşı bu denli saldırgan ve vicdanları sızlatacak bir politika benimsemesi kınanmalıdır. Bu, bizi tamamen boğmak anlamına geliyor. Direnmezsek ne yapacağız, teslim mi olacağız?” sözleriyle uluslararası topluma seslendi.
Yakıt kıtlığının ülkenin can damarlarını vurduğunu dile getiren Diaz-Canel, gıda taşımacılığı, gıda üretimi, toplu taşıma, hastaneler, okullar ve hatta turizm sektörünün ciddi şekilde sekteye uğradığını belirtti. Bu zorlu tabloya karşı bir dizi ivedi önlem aldıklarını da sözlerine ekledi.
Basına yansıyan bilgilere göre, Küba’nın günlük enerji ihtiyacını karşılayabilmek için yaklaşık 110 bin varil petrole gereksinim duyduğu biliniyor. Ne yazık ki, komşu Venezuela’nın 2025 projeksiyonlarına göre bu miktarın sadece 30 bin varilini tedarik edebilmesi, Küba’nın enerji açığının ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyor.
ABD’nin Küba’ya yönelik petrol blokajı, Donald Trump yönetiminin 30 Ocak 2020’de imzaladığı başkanlık kararnamesiyle resmiyet kazanmıştı. Bu kararname, Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngörüyordu. Beyaz Saray o dönemde, bu adımın Küba’nın “zararlı eylem ve politikalarına” karşı ABD’nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını savunmuştu. Trump, 1 Şubat’ta Küba liderleriyle petrol tedariki üzerine görüşmeler başlatıldığını duyursa da, Küba yönetimi bu iddiayı sert bir dille yalanlamıştı. Böylece iki ülke arasındaki gerilim, yeni bir boyuta taşınmış oldu.
TrendBilgi.com, teknoloji haberleri, güncel bilgiler ve trend konularla ilgili içerikler sunan bir web sitesidir. Sitemizde en yeni teknolojik gelişmeleri, popüler kültür haberlerini ve ilginizi çekebilecek çeşitli makaleleri bulabilirsiniz.