Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin uluslararası arenadaki çığır açan başarılarını ve geleceğe dair umut veren vizyonunu tüm açıklığıyla gözler önüne serdi. Müteahhitlik sektöründeki rekor başarılarından ekonomik göstergelerdeki dikkat çekici performansa, ihracat hedeflerinin aşılmasından Suriye’deki barış ve yeniden yapılanma sürecine kadar geniş bir yelpazede ülkenin yükselişini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin uluslararası arenadaki çığır açan başarılarını ve geleceğe dair umut veren vizyonunu tüm açıklığıyla gözler önüne serdi.
Türk müteahhitlik ve teknik müşavirlik sektörü, Türkiye’nin uluslararası alandaki en görkemli başarı hikayelerinden biri olarak gösteriliyor. Erdoğan, sektör temsilcilerini tebrik ederken, Türk firmalarının dünyanın dört bir yanında bayrağımızı gururla dalgalandırdığını dile getirdi.
1972’den bu yana yurt dışı faaliyetlerini sürdüren Türk inşaat sektörünün bugün geldiği nokta gerçekten şaşırtıcı. Cumhurbaşkanı, güncel verileri paylaşarak bu yükselişi rakamlarla destekledi:
Türk müteahhitleri sadece binalar inşa etmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin mühendislik dehasını ve iş ahlakını da tüm dünyaya taşıyor. Erdoğan, “Firmalarımızın iş disiplini, örnek iş ahlakı ve kalite anlayışı, şirketlerimizi küresel ölçekte aranan iş ortakları haline getirdi. Türk inşaat şirketleri, son yıllarda yurt dışında gerçekleştirdiği projelerle dünyanın en prestijli firmaları arasında yer almayı başardı.” ifadelerini kullandı. Bu başarının temelinde sağlam bir güvenilirlik yattığının altını çizdi.
Sektörün saygın dergilerinden ENR’ın hazırladığı dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesi, Türk sektörünün başarısını bir kez daha tescilledi:
Bu başarı sadece inşaatla sınırlı değil. Türkiye, gelirler sıralamasında 9. sıraya yerleşirken, 45 Türk firmasının uluslararası projelerden elde ettiği gelir 20,8 milyar doları buldu. Mühendislik ve tasarım alanında da ciddi ilerlemeler kaydedildi:
Erdoğan, “Bu gurur tablosundan ötürü teknik müşavirlik firmalarımızı ve sektörümüzü canı gönülden tebrik ediyor, sizlerden göğsümüzü kabartan daha nice başarılar beklediğimizi burada özellikle ifade etmek istiyorum. İnşallah biz de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizin önünüzü açmaya, size destek vermeye, sizinle bu yolda omuz omuza yürümeye devam edeceğiz.” diyerek sektörün arkasında duracaklarının sözünü verdi.
Türk müteahhitlerinin küresel ölçekte elde ettiği bu başarılar, mevcut ekonomik konjonktürde çok daha derin anlamlar taşıyor. Son 4-5 yıldır dünya ekonomisi gerçekten sancılı süreçlerden geçiyor. Koronavirüs salgınının artçı sarsıntıları, tedarik zinciri kırılmaları, sıcak çatışmalar ve ticaret savaşları küresel tabloyu çepeçevre sarıyor.
Erdoğan, “Çevremize şöyle bir baktığımızda kuzeyden güneye etrafımızın adeta bir yangın yeri olduğunu hepimiz görebiliyoruz. Bilhassa 2025 yılı, küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı, jeopolitik risklerin, korumacı ticaret politikalarının ve zayıflayan dış talebin dünya ekonomisini zorladığı bir dönem olarak kayıtlara geçti.” diye ekledi.
Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen, “Küresel ticaret, diplomasi ve güvenlikte ezberlerin bozulduğu bir dönemde Türkiye ekonomisi dikkat çekici bir performans sergiledi.” diyen Cumhurbaşkanı, 2025 yılının Türkiye için ekonomik hedeflere büyük ölçüde ulaşıldığı, dengelerin yerine oturduğu, enflasyonla mücadelede önemli kazanımların elde edildiği ve ihracat ile turizmde rekorlar kırıldığı bir yıl olduğunu vurguladı.
Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı büyüme stratejisinin olumlu etkileri pek çok alanda kendini gösteriyor.
Ekonomideki bu olumlu görünüm, ticaret performansına da yansıdı. Küresel talebin zayıfladığı ve korumacılığın arttığı 2025 yılında Türkiye, üretim gücünü ve rekabetçiliğini koruyarak mal ihracatında Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı.
Erdoğan, lojistikten turizme, bilişimden dizi ve film yapımcılığına, eğitimden sağlık turizmine kadar pek çok hizmet sektöründe faaliyet gösteren tüm ihracatçıları gönülden kutladı. Geçtiğimiz sene 2025 yılı için mal ve hizmet ihracatı hedefinin 390 milyar dolar olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı, “Bugün Bakanlığımızın tahminlerine göre mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolarla bu hedefi aştığını memnuniyetle ifade etmek isterim.” diyerek emeği geçen herkese şükranlarını sundu.
“Bütün bunları hep birlikte başardık. El birliği içerisinde Türkiye’yi işte bu seviyelere getirdik. İnşallah çok daha iyi, çok daha güzel yerlerde olacağız.” sözleriyle geleceğe dönük umutlarını dile getiren Erdoğan, enflasyon düştükçe, mali disiplin sürdükçe, cari fazlaya doğru ilerledikçe ve reformlar hayata geçtikçe Türkiye’nin benzer ekonomilerden kalıcı biçimde pozitif yönde ayrışacağını vurguladı.
Bu sayede büyümenin sadece belirli kesimlerle sınırlı kalmayıp, çalışanın, üretenin, yatırımcının, gençlerin, kadınların, emeklilerin, kısacası 86 milyonun refahına doğrudan yansıyacağını belirtti.
Erdoğan, yakalanan bu ivmenin ardında 23 yıllık büyük bir emek, gayret ve paradigma değiştirici hamleler olduğunu ifade etti. Sadece ekonomide değil; siyasi alanda, uluslararası ilişkilerde ve daha birçok alanda ciddi ilerlemeler kaydedildiğini dile getirdi. “Ülkemiz içinde istikrar ve güveni sağlamlaştırırken dışarıda 360 derecelik geniş bir vizyonla tüm dünyaya ulaşmaya çalıştık. Türkiye’nin ekonomiden ticarete her alanda güçlenmesi için sizlerle birlikte uzun yolculuklara çıktık, kıtalar aştık, daha önce hiç ayak basılmamış yerlere iş dünyamızla adeta çıkarma yaptık.”
“Şimdi emeklerimizin, çabalarımızın, fedakarlık ve sabrımızın semerelerini birçok alanda toplayacağımız bir döneme giriyoruz. Türkiye’nin önünde yeni kapılar açılıyor, yeni fırsat pencereleri aralanıyor.” diyen Cumhurbaşkanı, Gazze’de mazlumlara sahip çıkmanın, Suriye’de kardeşlere kucak açmanın ve küresel siyasette ilkeli, onurlu, vicdanlı bir duruş sergilemenin bereketini ziyadesiyle göreceklerini dile getirdi.
Özellikle Suriye istikrara ve güvene kavuştukça, bunun olumlu etkilerinin başta Türkiye olmak üzere tüm komşu ülkeler tarafından doğrudan hissedileceğini belirtti. “Ticaret hızlanacak, yatırımlar artacak, turizm gelişecek. İnşallah Suriye’nin tamamında, bilhassa da eski rejimin varil bombalarıyla enkaza çevirdiği yerleşim yerlerinde büyük bir inşa ve ihya seferberliği başlayacak.“
1 milyona yakın Suriyelinin hayatına mal olan zulmün etkileri silindikçe, Türkiye’nin destekleriyle Suriye yaralarını sarıp yeniden ayağa kalktıkça bölgemizde artık çok farklı rüzgarlar esecek. Erdoğan, “Bunun emarelerini şimdiden görebiliyoruz. İşte 8 Aralık devriminin üzerinden henüz 1 yıl geçmişken Suriye’de daha önce hayal dahi edilemeyen adımlar atıldı.” dedi.
Suriye’deki bu değişimle birlikte, ekonomik yaptırımlar kalktı, çöken devlet sistemi tekrar toparlandı ve Suriye ekonomisi uluslararası sisteme entegre olma sürecini başlattı. “600 bini ülkemizden olmak üzere milyonlarca Suriyeli muhacir vatanlarına tekrar geri döndü.” bilgisini paylaşan Cumhurbaşkanı, sosyal ve siyasal alanda da umut verici gelişmeler yaşandığını ekledi. Cumhurbaşkanı Şara’nın yayımladığı son kararname ile Esed rejiminde vatandaş bile sayılmayan Kürt kardeşlerimizin temel haklarının güvenceye alındığını görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Bu topyekün kalkınma seferberliğinin, uzun süredir terör örgütlerinin işgali altında olan bölgelerde de yankı bulacağına inanılıyor. “Suriye halkının refahı için harcanması gereken kaynaklar artık yer altında tünel yapmaya değil, yer üstünde okul, hastane, fırın, fabrika, yol yapmaya harcanacak. Suriye’nin zenginlikleri terör tahkimatı yerine eğitim için, sağlık için, halkın refah seviyesini artıracak faydalı projeler için kullanılacak.”
“Şunu bir defa herkesin görmesi ve kabullenmesi gerekiyor: Suriyeli kardeşlerimiz çatışmalardan, yıkımlardan bunalmış durumda. Suriye halkı barış istiyor, huzur istiyor. Arabıyla, Türkmeniyle, Kürdüyle, Nusayrisiyle kardeşçe yan yana yaşamak istiyor. Yıllardır çatışmaların bütün yükünü omuzlarında taşıyan Suriyeli çocuklar artık silah ve bomba sesi duymak istemiyor.” diyerek Suriye halkının beklentilerini dile getirdi.
Gelinen noktada kimsenin ne uğruna olursa olsun Suriye halkına yeni bedeller ödettirmeye hakkı olmadığının altını çizdi. “Terörün, şiddetin, silahın raf ömrü dolmuş, bunların devri kapanmış; bilhassa daha 14-15 yaşındaki çocukları öne sürüp çocukların arkasına saklanıp onların kanı ve canı üzerinden netice alma imkanı kalmamıştır. Devlet içinde devlet olmaz. Devlet içinde ayrı silahlı güç olmaz. Paralel ordu olmaz. Varılan anlaşmanın ruhuna uygun şekilde meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Biz bu konuda aklıselimin, hırsa ve ihtirasa galip gelmesini istiyoruz.”
Bilhassa Kürt vatandaşlarına seslenen Cumhurbaşkanı, “Bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimize darbe vurmayı, aramıza nifak sokmayı amaçlayan oyunlara gelmeyin. İstismarcılara prim vermeyin. Fitneyi, fesadı, ayrışmayı, nefreti körüklemeye çalışanlara lütfen itibar etmeyin.” çağrısında bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 86 milyon vatandaşıyla birlikte, özellikle önünü ve yönünü kendisine dönmüş 10 milyonların da en güvenli sığınağı, yuvası ve güvencesi olduğunu vurguladı. “Bu devlet, adını duyunca gözleri umutla parıldayan herkesin devletidir. Türkiye sadece sınırlarının ötesinde değil, dünyanın hiçbir yerinde dost ve kardeşlerinin sıkıntı çekmesine kayıtsız kalmaz, seyirci kalmaz.“
Tarih boyunca ihtiyaç sahiplerini ayrım yapmadan bağrına basan bir millet olduğumuzu hatırlatan Erdoğan, sınırın ötesindeki Kürt kardeşlerinden gelen insani yardım taleplerinin, Suriye hükümetiyle yakın işbirliği içinde karşılandığını belirtti. AFAD ve Kızılay’ın yanı sıra insani yardım kuruluşlarının da Suriye’nin kuzeyindeki ihtiyaç sahiplerine el uzattığını, Suriye hükümetinin ve özellikle Cumhurbaşkanı Ahmet Şara’nın bu konuda büyük bir hassasiyet sergilediğini dile getirdi. “Yani kimsenin zarar görmemesi, kimsenin mağdur olmaması, daha fazla kan akmadan meselenin çözülmesi için son derece sağduyulu bir yol izleniyor. Türkiye olarak bunu son derece kıymetli buluyoruz.”
Cumhurbaşkanı, geçmişteki hatalardan ders çıkarılması gerektiğini vurguladı: “Burada şunu önemle hatırlatmakta fayda görüyorum: İki yanlış bir doğru etmeyeceği gibi üç yanlış da bir doğru etmez. Biliyorsunuz Suriye’de 10 Mart mutabakatına uyulmayarak büyük bir hata yapıldı. 4 Ocak’taki görüşmeler sonuçsuz bırakılarak bir diğer yanlışa imza atıldı. 18 Ocak’ta tesis edilen ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının hayata geçirilmesini bu bakımdan çok ama çok önemsiyoruz. Aklın yolu, vicdanın yolu birdir. Suriye için en doğru yol da bellidir. Aynı hataları, aynı yanlışları tekrarlayarak hiçbir yere varılamayacağını herkesin görmesini arzu ve temenni ediyorum. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.”
Sözlerini tamamlarken, ödül alan veya almayan tüm müteahhitleri bir kez daha yürekten tebrik eden Erdoğan, Türkiye Müteahhitler Birliği’ne bu anlamlı buluşma için teşekkürlerini sundu.
TrendBilgi.com, teknoloji haberleri, güncel bilgiler ve trend konularla ilgili içerikler sunan bir web sitesidir. Sitemizde en yeni teknolojik gelişmeleri, popüler kültür haberlerini ve ilginizi çekebilecek çeşitli makaleleri bulabilirsiniz.