Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, TRT Haber’e yaptığı özel açıklamalarla gündemi salladı. Bölgesel çatışmalardan küresel sistemin sorgulanmasına dek geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunan Kılıç, Türkiye’nin barış ve güvenlik için attığı adımların önemini vurguladı. Özellikle Suriye ve İran eksenindeki gerilimlere ilişkin Türkiye’nin yapıcı rolünü mercek altına aldı.
Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, TRT Haber’e verdiği özel röportajda, bölgemizin nabzını tutan ve küresel dengeleri sarsan gelişmelere ışık tuttu. Kılıç, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında da altı çizilen, Türkiye’nin ve çevresinin güvenliğini, istikrarını ve refahını pekiştirmeye yönelik adımların kararlılıkla süreceğini belirtti.
Kılıç, etrafımızı saran coğrafyadaki hareketliliğe dikkat çekerek, “Yaşadığımız bölge, gerçekten bir takım çatışmaların olduğu, sıcak çatışmaların da cereyan ettiği bir yer” ifadelerini kullandı. Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye’deki girift gelişmeler, İran’daki iç dinamikler ve ABD-İran hattındaki gerilim, Gazze’deki insanlık dışı soykırım, Kuzey Afrika ve Yemen’deki sarsıntılar… Kılıç, tüm bu hadiselerin, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ve uluslararası ilişkileri düzenleyen sistemlerin mihenk taşlarının sorgulandığı bir döneme işaret ettiğini vurguladı. Yanı başımızdaki Avrupa Birliği’nin dahi ekonomik çalkantılar yaşadığı, güvenlik algısının köklü değişimlere uğradığı bu tabloda, Türkiye’nin duruşunun önemi daha da belirginleşiyor.
Başdanışman Kılıç, tüm bu karmaşık hadiselerin bir bütün olarak ele alındığının altını çizdi. Türkiye’nin izlediği stratejik yol haritasını şu sözlerle özetledi:
“Bütün bunların yekûnundan baktığınız zaman Türkiye’mizin, milletimizin, tüm vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın güvenliği, refahı ve huzuru için yapmamız gereken çalışmalar, atmamız gereken adımlar…”
Kılıç, bu süreçlerin sadece jeopolitik pencereden değerlendirilmesinin eksik kalacağını dile getirdi. Zira dünya artık sadece coğrafi yakınlıkla değil, küresel bağlantılarla da şekilleniyor. Somali’den Etiyopya’ya, Nijerya’dan Güney Amerika’ya, Uzak Doğu’dan Çin’in yükselişine dek her gelişme, bugün cebimizdeki akıllı cihazlarla anında takip edilebiliyor ve doğrudan veya dolaylı olarak bizi etkileyebiliyor. Ticari, sosyal ya da insani boyutta olsun, dünya genelindeki her olay, Türkiye’nin dış politika ajandasında yer buluyor. Cumhurbaşkanı’nın her zaman vurguladığı gibi, insani yaklaşımlı dış politika anlayışımızla, dünyanın neresinde bir dram yaşanırsa, mazlum ve masumlar sıkıntı içindeyse, Türkiye’nin söyleyecek bir sözü ve uzatacak bir eli her zaman mevcut.
Suriye’de on beş yılı aşkın süredir devam eden insanlık dramı, Türkiye için kadim bir yara olmaya devam ediyor. Kılıç, bu süreçte Türkiye’nin net bir duruş sergilediğini hatırlattı: “Suriye’deki dramda en çok etkilenenler ve burada hayatını kaybedenler Suriye’deki insanlar, Suriye’deki masum insanlar.” Türkiye, farklı etnik ve sosyal yapıların bir arada huzurla yaşayabildiği, toprak bütünlüğüne sahip bir Suriye’nin hem bölge hem de Türkiye için birincil öncelik olduğunu başından beri dillendirdi. Terör tehlikesinin ortaya çıkışını, insanların hayatlarını kaybetmesini defalarca dile getiren Türkiye, gidişatın yanlışlığını sürekli vurguladı.
Suriye’den kaçan milyonlarca insan için sığınılacak tek kapı Türkiye oldu. Kılıç, bu süreçte Türkiye’nin kendi güvenliği adına attığı adımlar yüzünden ağır eleştirilere ve hatta bazı “kısıtlamalara” maruz kaldığını belirtti. Bir NATO ülkesi olmasına rağmen savunma sanayiinde yaşanan aksaklıklar, Türkiye’nin haklı tezlerinin bugün artık daha iyi anlaşıldığının en somut kanıtı. Özellikle Suriye halkının huzura, refaha ve güvenliğe kavuşması noktasında Türkiye’nin ne kadar haklı olduğu, her geçen gün yeniden ispatlanıyor.
Akif Çağatay Kılıç, Baas rejiminin düşüşünden sonraki dönemde, özellikle son bir yılı aşkın sürede Türkiye’nin yoğun çabaları ve Cumhurbaşkanı’nın şahsi takibiyle, Suriye hükümetine yönelik birçok ambargonun kaldırıldığını açıkladı. Bu adımların, Suriye’nin refaha kavuşması ve doğru adımlar atabilmesi için hayati önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin dış politikasının odak noktası, Suriye’nin üniter yapısının ve toprak bütünlüğünün korunması, hiçbir terör unsurunun egemenlik kuramadığı, huzurlu bir Suriye’nin inşa edilmesi oldu. Bu amaç doğrultusunda atılan adımların artık sadece anlaşılmakla kalmayıp, uluslararası camiada ciddi manada kabul görmesi, Türkiye’nin doğru yolda olduğunun güçlü bir göstergesi.
Kılıç, Türkiye’nin güneyi, Suriye’nin kuzey bölgesinde herhangi bir yeni devlet yapılanmasına asla müsaade etmeyeceklerini net bir dille ifade etti. Bu duruşun, hem Suriye’nin geleceği hem de bölgenin güvenliği için vazgeçilmez olduğunu belirtti. Günümüzde Suriye’de kapsayıcı bir yapının ve tüm unsurların temsil edildiği bir hükümetin her geçen gün daha da kuvvetlendiğini görmek, Türkiye’nin jeopolitik, insani ve genel dünya politikası açısından vizyonunun ne kadar isabetli olduğunu gözler önüne seriyor.
Akif Çağatay Kılıç, İran eksenindeki gerilimlere de değindi. Türkiye’nin baştan beri İran’daki sosyal huzursuzlukların ve iç siyasetle ilgili konuların tamamen İran’ın iç meselesi olduğunu savunduğunu hatırlattı. Herhangi bir dış müdahalenin olumlu sonuç vermeyeceği yönündeki düşüncelerini açıkça dile getiren Türkiye, her zaman diplomasi ve müzakere yollarının önemini vurguladı. Kılıç, şu anki gerilimin de masadaki görüşmelerle çözülmesi yönündeki çabalarının kesintisiz devam edeceğinin altını çizdi. Türkiye’nin bu süreçte de yapıcı ve arabulucu rolünü sürdüreceğini ifade etti.
TrendBilgi.com, teknoloji haberleri, güncel bilgiler ve trend konularla ilgili içerikler sunan bir web sitesidir. Sitemizde en yeni teknolojik gelişmeleri, popüler kültür haberlerini ve ilginizi çekebilecek çeşitli makaleleri bulabilirsiniz.