Asrın felaketinin ardından yaraları sarmak için tam 200 bin kişilik dev bir ekip sahaya indi. Mimardan işçiye, depremzedelerin güvenli yuvalarına kavuşması için gece gündüz demeden çalışan bu kahramanların hikayesi, umudun ve dayanışmanın somut bir nişanesi.
Asrın felaketinin ardından yaraları sarmak, yıkımın izlerini silmek için devasa bir seferberlik başlatıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın öncülüğünde, tam 200 bin kişilik bir yürek ordusu sahaya indi. Mimarından mühendisine, ustasından işçisine kadar her kademeden insan, depremzedelerin bir an önce sıcak ve güvenli yuvalarına kavuşması için karınca misali çalıştı.
Konut inşası, adeta bir zamanla yarışa dönüştü. Zemin etütlerinden başlayıp, modern projelerin çizimine, altyapıdan pırıl pırıl yükselen binalara kadar her aşamada, günün 24 saati, haftanın 7 günü demeden hummalı bir çalışma sürdürüldü. Bu, sadece beton ve demirle değil, aynı zamanda umutla örülen bir inşaat süreciydi.
Deprem bölgesinde, ilk şokun ardından başlayan bu kalıcı konut hamlesi, afetin derin izlerini bizzat taşımış bazı isimler için adeta yeniden dirilişin, kendi küllerinden doğuşun bir parçası oldu.
Bu azimli isimlerden biri, 24 Ocak 2020 Elazığ depreminde ailesiyle birlikte enkaz altında kalıp, tam 18 saat sonra kurtarılan inşaat mühendisi Muhammed Faruk Çelik idi. Yaşadığı o dehşet anlarının ardından, hem kendisine hem de o dönemki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’na bir söz verdiğini fısıldıyordu.
“Enkazdan çıktıktan sonra Sayın Bakanımıza da kendime de daha sağlam, daha güvenli evler yapacağıma dair bir sözüm var. Bunu da burada yapmaya çalışıyorum.”
6 Şubat depremlerinde TOKİ konutlarında olduğunu belirten Çelik, evine olan güveni sayesinde korkusunun azaldığını vurguladı. Deprem konutlarının inşasında görev almanın kendisi için sadece mesleki bir görev değil, aynı zamanda derin bir vicdani sorumluluk olduğunu dile getirdi. “2020’de benim hayatım kırıldı. Ben o kırılan çizgiyi, bir umut çizgisi gibi, binalar inşa ederek tamamlamaya çalışıyorum.” sözleriyle duygularını ifade etti.
Deprem konutlarının sapasağlam yükselmesi için sadece mühendisler değil, sahanın tozunu yutan işçiler de canla başla mesai harcadı. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan şantiye temposu, hak sahiplerinin bir an önce yuvalarına kavuşması arzusuyla tüm gün sürdü.
Malatya’daki İkizce şantiyesinde çalışan işçi Mehmet Can Bulut da depremi bizzat yaşamış, bu yüzden kalıcı konutların hızla tamamlanmasının kendisi için apayrı bir anlam taşıdığını belirtti. İlk günlerde arazinin sarp yapısının herkesi düşündürdüğünü aktaran Bulut, o günleri şöyle anlattı:
“Bu dağları nasıl deleceğimizi, burada nasıl daireler olacağını hayal bile edemiyorduk. Demek ki emekle, insanla ve fikirle her şey olabiliyormuş.”
Depremi yaşamış olmanın verdiği empatiyle, konutların bir an önce bitmesini istediklerini dile getiren Bulut, “Millet evsiz, zor durumda. Herkes gelip yerleşsin istiyoruz. Elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.” dedi. Hak sahiplerinin sık sık şantiyeye gelip evlerini görmek istemelerinin, kendileri için en büyük motivasyon olduğunu vurguladı. Gelecekte o evlerde hayatın yeniden filizlenecek olması, tüm yorgunluklarını unutturuyordu.
“Yarın öbür gün burada çocukların, ailelerin sesi gelecek. Bu beni mutlu ediyor.”
Bulut, en büyük dileklerinin, depremzedelerin yeni yuvalarında korkusuz ve güven içinde yaşayabilmesi olduğunu sözlerine ekledi.
Bu devasa inşaat projesi, sadece binalar dikmekten ibaret değil. Bu, dayanışmanın, azmin ve inancın bir nişanesi. 200 bin kişinin emeğiyle yükselen her bir konut, yeni bir başlangıcın, kaybolan umutların yeniden yeşermesi anlamına geliyor. Türkiye, bu ortak çabayla geleceğe daha güvenle bakıyor.
TrendBilgi.com, teknoloji haberleri, güncel bilgiler ve trend konularla ilgili içerikler sunan bir web sitesidir. Sitemizde en yeni teknolojik gelişmeleri, popüler kültür haberlerini ve ilginizi çekebilecek çeşitli makaleleri bulabilirsiniz.