6 Şubat depremlerinin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın başlattığı ‘asrın inşası’ seferberliği, yüz binlerce mimar, mühendis ve işçinin özverili çalışmalarıyla hız kesmeden devam ediyor. Saatler içinde yükselen konutlar, depremzedelere yeni bir başlangıç umudu sunarken, bu büyük projenin kahramanları gurur dolu anlar yaşıyor.
6 Şubat 2023’te yüreklerimizi dağlayan o büyük depremlerin ardından, Türkiye ‘asrın inşası’ olarak anılacak devasa bir seferberliğe imza attı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı önderliğinde, tam 11 ilde, 174 farklı noktada kurulan 3 bin 481 şantiyede, 200 bin mimar, mühendis ve işçi omuz omuza verdi. Bu devasa ekip, adeta zamana karşı yarışarak, saatte 23, günde ise tam 550 konut inşa ederek, binlerce depremzede vatandaşımızı yeniden yuvalarına kavuşturdu.
Bu hummalı çalışmanın nabzı, özellikle depremden en çok etkilenen şehirlerden biri olan Kahramanmaraş’ta atıyor. Burada toplam 73 bin 956 bağımsız bölüm hızla yükselirken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bu kahramanlığın gizli mimarları olan mimar, mühendis ve işçilerin görüntülerine yer verdi. Bakan Kurum, bir ustabaşının yüreklere dokunan sözlerini alıntılayarak şunları dile getirdi: “Perdelerini gördükçe insanın içi sevinç doluyor.” Ardından ekledi: “Kimi projeyi çizdi, kimi temeli kazdı… Gecesini gündüzüne katıp, bir yuvayla bin umudu büyüten 200 bin mimar, mühendis ve işçi kardeşimizle, Asrın İnşası’nın emekçileriyle gurur duyuyoruz.”
Şantiyelerin tozlu ve zorlu ortamında görev yapan, henüz 23 yaşındaki topograf Vakkas Çeskir de hislerini samimiyetle paylaştı. Mesleğiyle şehre katkıda bulunmanın tarifsiz bir gurur olduğunu belirten Çeskir, “Şehrime katkısı olması için bu işte çalışıyorum. Halkın gelip de evini teslim aldığındaki sevinci… ‘Burası benim’ diyebilecek bir yer. Güzel oldu yani. İnsanlar yaşadıklarını bir an olsun unutuyor. Tekrardan bu şekilde olması, toparlanması gurur verici bir şey” ifadelerini kullandı. Onun sözlerinde, sadece bir mesleği icra etmekten öte, derin bir aidiyet ve insana dokunma arzusu vardı.
Depremin ilk şokunu sahada yaşayanlardan biri de makine teknikeri Sinan Akkaya idi. O anları unutamadığını ve ilk başlarda ümitsizliğe kapıldığını dile getirdi: “Hiç iç açıcı değildi. Her yer birbirine girmişti. Binalar üst üste çökmüştü. Açıkçası ‘Burası bitmez’ dedim. 5 sene, belki 10 senede toparlanması çok uzun sürer diye düşündüm.” Ancak zamanla değişen tablo, Akkaya’ya yeni bir enerji vermiş: “Ama işe başladık. İş ilerledikçe hevesimiz daha da arttı. Her gün o binaları yapıp sahiplerine teslim etme hevesiyle durmadan, yorulmadan çalışmaya devam ettik. İlerleyen süreçlerde ‘evet oluyor, olacak, bitecek’ dedik.” Onun sözleri, bu projenin sadece tuğla ve çimentodan ibaret olmadığını, aynı zamanda insan ruhuna dokunan bir motivasyon kaynağı olduğunu gösteriyor: “İnsanlara sıcak bir yuva verebilmek, o düşünceyle, o hayalle motivasyonumuzu kaybetmeden sürekli çalışmaya devam ettik. İçimden atamadığım bir sevinç, bir heves vardı. Çünkü eski hali de güzeldi ama bu yeni hali daha da güzel oldu. İlk binamızı bitirdiğimizde ve ilk anahtarımızı verdiğimizde o ev sahibinin gözlerindeki sevinci hissettim. İnsanlara bu evleri yapıp verebilmek bizi çok gururlandırıyor, çok motive ediyor. Sadece makine teknikeri olarak değil, burada bir çöp toplasam bile benim için güzel olurdu.”
Şantiyelerin deneyimli yüzlerinden ustabaşı Hacı Temiz ise, depremin ilk gününden bugüne yaşanan dönüşümü dile getirirken gözleri doldu. “Depremin hemen ardından sahaya çıktık. Elimizden ne gelir diye bir gayret içerisinde yardım etme çabasına girdik. Buranın ilk temelinde ayaklarımız çamur içerisindeyken bu hale geldi. O günle bugün arasındaki farkı anlatmak mümkün değil.” Temiz, devletin gücüne olan inancını koruduğunu ancak bu denli hızlı bir toparlanmayı beklemediğini vurguladı: “Devletimizin çok şükür gücünün yeteceğine inanıyorduk ve yapılacağından emindim ama o kadar kısa sürede toplayıp da bu şekilde olacağını tahmin etmiyordum.” Onun sözleri, tamamlanan her konutun sadece bir yapı değil, aynı zamanda yeniden filizlenen bir yaşam olduğunu gösteriyor: “İnsanlarımız yerlerine geçtikçe, böyle pencerelerini açıp da perdelerini gördükçe insan daha bir gurur duyuyor, insanın içi sevinç doluyor. Buradan her geçtiğimizde gururla bakacağız.” Bu cümleler, hem yaşanan acının hafiflediğini hem de geleceğe dair güçlü bir umudu barındırıyor.
Bu hikayeler, sadece bir inşaat projesinin değil, aynı zamanda dayanışmanın, azmin ve yeniden dirilişin de destanı. 200 bin kahramanın her bir tuğlasında, her bir betonunda, geleceğe dair umutlar yükseliyor. Depremin yaralarını sarmak için gösterilen bu insanüstü çaba, Türkiye’nin zor zamanlarda nasıl kenetlendiğinin en somut göstergesi olmaya devam edecek.
TrendBilgi.com, teknoloji haberleri, güncel bilgiler ve trend konularla ilgili içerikler sunan bir web sitesidir. Sitemizde en yeni teknolojik gelişmeleri, popüler kültür haberlerini ve ilginizi çekebilecek çeşitli makaleleri bulabilirsiniz.